Baran Baş
Rekabet Kurulu (“Kurul“), 20.11.2025 tarihli ve 25-43/1044-596 sayılı kararıyla, dizi yapım sektöründe faaliyet gösteren Med Yapım Televizyon ve Filmcilik Anonim Şirketi (“Med Yapım“) ve Ay Sanat Prodüksiyon ve Yapım Anonim Şirketi (“Ay Yapım“) hakkında yürütülen soruşturmayı uzlaşma usulü ile sonlandırmıştır[2]. Kurul, soruşturma tarafı teşebbüslerin çalışan ücretlerine ilişkin rekabete hassas bilgileri paylaşmak suretiyle 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un (“4054 sayılı Kanun“) 4. maddesini ihlal ettiğini tespit etmiş; uzlaşma indirimi sonrasında Ay Yapım’a 75.790.035,98 TL, Med Yapım’a ise 47.811.989,24 TL idari para cezası uygulanmasına oybirliği ile karar vermiştir.
Soruşturma, Rekabet Kurumu (“Kurum“) kayıtlarına intikal eden bir ihbar üzerine başlatılmıştır. Kararı dikkat çekici kılan husus, ihbara konu iddiaların iş gücü piyasasında bilgi değişimine ilişkin olmamasıdır; ihlal tespiti, soruşturma sürecinde yürütülen yerinde incelemelerde rekabete hassas bilgi değişimine işaret eden tek bir bulgunun elde edilmesi üzerine ortaya çıkmıştır. İhlal tespitinin tek bir bulguya dayanması, Kurulun bilgi değişimi bakımından benimsediği ispat standardını ortaya koyması yönünden ayrıca önem taşımaktadır. Kararın usul boyutu da kayda değerdir; tarafların Ocak 2025’te ilettiği ilk uzlaşma talepleri Kurul tarafından reddedilmiş, Ekim 2025’te yinelenen başvurular ise kabul edilerek süreç uzlaşma görüşmeleriyle tamamlanmıştır.
Bu bilgi notunda; soruşturmanın arka planı, Kurulun iş gücü piyasalarındaki pazar tanımı yaklaşımı, iş gücü piyasalarına yönelik bilgi değişimine ilişkin hukuki çerçeve ve Kurul içtihadının gelişimi, dosya kapsamında elde edilen bulguya dair değerlendirmeler ile uzlaşma süreci ele alınmaktadır.
1. Soruşturmanın Arka Planı
Kurum kayıtlarına intikal eden ihbarda; Med Yapım’ın sahip olduğu finansman gücü ve çeşitli yapım şirketleriyle kurduğu ortaklıklar sayesinde piyasada önemli bir pazar payı elde ettiği, kanallar ve platformlarla yapılan anlaşmalarda yurt dışı satış haklarını Med Yapım ve Ay Yapım’ın ortaklaşa kurduğu MA Distribution Televizyon ve Filmcilik Anonim Şirketi’nin (“MADD“) üzerine aldığı ileri sürülmüştür. İhbarda ayrıca MADD’in yurt dışında agresif bir satış politikası izlediği; HBO Latin Amerika gibi büyük müşterilerle üretilecek dizilerin tamamının anlaşılan müşteriye verilmesine yönelik münhasır anlaşmalar yaptığı; dizilerin paket halinde satılması nedeniyle müşterilerin talep etmedikleri düşük performanslı dizileri de almak zorunda kaldığı ve bu uygulamaların diğer yapım şirketlerinin söz konusu müşterilere satış yapmasını engellediği iddia edilmiştir.
Kurul, 2024 Ağustos ayında Med Yapım, Ay Yapım ve MADD hakkında önaraştırma yapılmasına karar vermiştir. Önaraştırma sürecinde teşebbüslerde gerçekleştirilen yerinde incelemelerde, ihbar konusu dağıtım iddialarından bağımsız olarak, Ay Yapım ve Med Yapım arasında iş gücü piyasalarında çalışan ücretlerine ve zam oranlarına yönelik bilgi değişiminde bulunulduğuna işaret eden bulgular elde edilmiştir. Bunun üzerine Kurul, üç teşebbüs hakkında 4054 sayılı Kanun’un 41. maddesi uyarınca soruşturma açılmasına karar vermiştir. MADD bakımından iş gücü piyasalarında rekabetin ihlal edildiğine ilişkin herhangi bir bulgu elde edilmediğinden, anılan teşebbüsün uzlaşmaya konu bir eyleminin bulunmadığı tespit edilmiştir.
Taraflar Ocak 2025’te, Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hâkim Durumun Kötüye Kullanılmasına Yönelik Soruşturmalarda Uygulanabilecek Uzlaşma Usulüne İlişkin Yönetmelik (“Uzlaşma Yönetmeliği“) kapsamında uzlaşma usulünün başlatılması talebinde bulunmuştur. Kurul, Şubat 2025’te bu talepleri reddetmiştir. Soruşturma süresi 6 ay uzatılmış ve Mart 2025’te teşebbüslerde ikinci kez yerinde inceleme gerçekleştirilmiştir. Ay Yapım ve Med Yapım, reddedilen uzlaşma taleplerinin yeniden değerlendirilmesi için Ekim 2025’te başvuruda bulunmuş; dikkat çekici biçimde, Kurul bu kez uzlaşma başvurularını kabul etmiştir.
Kararda ilk uzlaşma taleplerinin reddine ilişkin gerekçeye yer verilmemiştir. Soruşturmanın erken aşamasında reddedilen bir talebin, soruşturma raporunun tebliğinden önce yinelenmesi üzerine kabul edilebilmesi, Kurulun Uzlaşma Yönetmeliği’nin 5. maddesindeki takdir yetkisini soruşturmanın seyrine göre kullandığını göstermektedir.
2. 2021 Kararının Pazardaki Yansımalarına İlişkin Bulgular
Kurul, ilgili pazar değerlendirmesini yaparken iş gücü piyasalarına yönelik geçmiş tarihli kararlarındaki yaklaşımını hatırlatmıştır. Kurul, 2005 tarihli Dizi Yapımcıları kararında televizyon dizisi yapımcılığı piyasasında oyuncu transferinin engellenmesi ve oyuncu ücretlerinin sabitlenmesi iddialarını incelemiş ve ilgili ürün pazarını “tv dizisi yapımcılığı” olarak belirlemiştir[3]. Özel Okullar kararında personel ücretlerine ilişkin bilgi paylaşımı, özel okul işletmeciliği hizmetleri pazarı çerçevesinde ele alınmış[4]; İzmir Konteyner kararında ise incelemenin iş gücü pazarına ilişkin olması nedeniyle çalışanlara yönelik bir pazar tanımı yapılabileceği belirtilmekle birlikte kesin bir tanım yapılmasına gerek görülmemiştir[5]. KASTDER[6] ve Özel Hastaneler[7] kararlarında da benzer bir yaklaşım benimsenmiş; Özel Hastaneler kararında ilgili ürün pazarının “sağlık hizmetlerinde emek arzı/iş gücü pazarı” olarak tanımlanabileceği ifade edilmekle birlikte, kesin bir pazar tanımı yapılmamıştır.
Kurul bu içtihat çizgisinden hareketle, iş gücü pazarlarında pazar tanımı yapılırken emeğin ilgili faaliyete kattığı değerin ve incelenen emeğin diğer emek faktörlerinden ayrışan yönlerinin esas alınması gerektiğini ifade etmiştir. Dizi yapım sürecinde rol alan aktörlerin her birinin farklı iş tanımlarına sahip olması ve bu iş tanımlarının niteliği itibarıyla birbirine ikame teşkil etmemesi nedeniyle ilgili ürün pazarının her bir pozisyon özelinde ayrı ayrı tanımlanması mümkün görülmüştür. Bununla birlikte Kurul, dosya kapsamında elde edilen belge ve bulguların spesifik bir personel grubuna ilişkin olmaması sebebiyle ilgili ürün pazarının en geniş anlamda “dizi yapım sektöründe çalışanlara yönelik iş gücü pazarı” olarak tanımlanabileceğini değerlendirmiştir.
İlgili coğrafi pazar bakımından Kurul, iş gücü piyasalarında coğrafi pazarın çalışan hareketliliğinin sınırları esas alınarak belirlenmesi gerektiğini; OECD’nin yaklaşımına atıfla coğrafi pazarın, çalışanların makul maliyetlere katlanarak benzer iş imkânı bulabilecekleri alan olarak tanımlanabileceğini belirtmiştir. Kurul, çalışanlar bakımından maliyet unsurunun maddi maliyetlerin yanı sıra yer değiştirme veya işe gidip gelme istekliliği, yaş, aile ve sağlık gibi manevi unsurları da içerdiğini; bu durumun coğrafi pazarın daha dar veya geniş tanımlanabilmesine yol açtığını ifade etmiştir. Dosya bakımından ilgili coğrafi pazarın “Türkiye” olarak belirlenebileceği değerlendirilmiştir.
Sonuç olarak Kurul, İlgili Pazarın Tanımlanmasına İlişkin Kılavuz’un 20. paragrafından hareketle, rekabetçi endişelerin alternatif tüm pazar tanımları bakımından rekabeti bozucu etki doğurabileceği gerekçesiyle dosya kapsamında kesin bir pazar tanımı yapılmasına gerek olmadığı kanaatine varmıştır.
3. İş Gücü Piyasalarında Bilgi Değişimine İlişkin Hukuki Çerçeve ve Kurul İçtihadının Gelişimi
Kurul kararda öncelikle bilgi değişimine ilişkin genel teorik çerçeveyi ortaya koymuştur. Kurul, rakipler arası her bilgi değişiminin rekabetçi endişe doğurmayacağını; bilgi değişiminin bilgi asimetrisini gidermek, teşebbüslerin kendilerini rakipleriyle kıyaslamasına imkân tanımak ve maliyetleri düşürmek suretiyle etkinlik de yaratabileceğini kabul etmektedir. Değerlendirmenin hareket noktasını “stratejik belirsizlik” kavramı oluşturmaktadır. Rekabetçi piyasalarda rakip oyuncuların birbirlerinin bugünkü veya gelecekteki stratejik davranışları hakkında bilgi sahibi olmaması gerekmekte; bu belirsizliğin bilgi değişimi yoluyla kısmen veya tamamen ortadan kaldırılması, konuyu rekabet hukukunun sınırları içerisine taşımaktadır.
Kurul, Yatay İşbirliği Kılavuzu’na atıfla bilgi değişiminin rekabeti kısıtlayıcı etkisinin paylaşılan bilginin niteliğine bağlı olduğunu vurgulamıştır. Bilginin ticari sır niteliğinden uzaklaşıp kamuya açık hale gelmesi, bireysel olmak yerine toplulaştırılmış olması ve geleceğe yönelik olmayıp geçmiş verilere dayanması halinde rekabeti bozucu etkilerin sınırlı kalacağı kabul edilmektedir. Buna karşılık geleceğe ilişkin fiyat ve miktar gibi stratejik bilgilerin değişimi, pazardaki şeffaflığı yapay olarak artırarak koordinasyonu kolaylaştırmaktadır. Kararda, stratejik nitelikteki bilgilerin bir defaya mahsus paylaşılması ve/veya piyasada herhangi bir etki doğurmaması halinde dahi eylemin 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamında ihlal olarak değerlendirilebileceğinin altı çizilmektedir.
Kurul, bu genel çerçeveyi iş gücü piyasalarına taşırken karşılaştırmalı hukuktan da yararlanmıştır. Kararda; ABD’de DOJ ve FTC’nin çalışanlara ilişkin bilgi değişiminin rekabet karşıtı koordinasyon doğurabileceğini ifade ettiği, CMA’in ücret tespiti, çalışan ayartmama ve bilgi değişimini iş gücü pazarındaki üç temel kısıtlayıcı eylem türü olarak saydığı belirtilmekte; Kanada, Litvanya ve Portekiz otoritelerinin rehberlerine de aynı yönde atıf yapılmaktadır.
Türk rekabet hukukunda ise iş gücü piyasaları, Kurulun son yıllarda en yoğun mesai harcadığı alanlardan biri haline gelmiştir. Kurulun iş gücü piyasalarına ilişkin kararlarının sayısı hızla artmış; 2023 yılındaki ilk kapsamlı karardan bu yana teknoloji, eğitim, sağlık ve ilaç sektörlerinde art arda kararlar verilmiştir. İçtihadın kilometre taşları arasında; 37 teşebbüsün incelendiği ve 16 teşebbüse toplam yaklaşık 151,1 milyon TL idari para cezası uygulanan 2023 tarihli çok sektörlü centilmenlik anlaşmaları kararı[8], teknoloji ve telekomünikasyon sektöründe 8 teşebbüse toplam 91,7 milyon TL ceza uygulanan 2024 tarihli karar[9], ücret tespitinin bağımsız bir ihlal olarak cezalandırıldığı Fransız Liseleri kararı[10] ile uzlaşan ve uzlaşmayan teşebbüslere uygulanan cezaların toplamı 726 milyon TL’yi aşan 2025 tarihli İlaç Sektörü kararı[11] sayılabilir.
Bu içtihatlara ilave olarak, 21.11.2024 tarihinde yayımlanan İş Gücü Piyasalarındaki Rekabet İhlallerine Yönelik Kılavuz’da; bilgi değişiminin yalnızca çıktı pazarına değil girdi pazarına yönelik olduğu hallerde de rekabet karşıtı amaç veya etki taşıyabileceği, çalışanların ücretleri, çalışma süreleri, yan hakları, tazminatları ve izin hakları gibi her türden çalışma koşuluna ilişkin bilgilerin rekabete duyarlı kabul edileceği ve iş gücü pazarında rekabeti kısıtlama amacıyla yapılan her türlü bilgi değişiminin etkisine bakılmaksızın rekabeti kısıtladığının kabul edileceği belirtilmektedir.
4. İş Gücü Piyasalarında Bilgi Değişimine İlişkin Hukuki Çerçeve ve Kurul İçtihadının Gelişimi
İhlal tespitinin dayanağını, Ay Yapım’da gerçekleştirilen yerinde incelemede elde edilen ve kararda “Bulgu-1” olarak anılan WhatsApp yazışması oluşturmaktadır. Yazışma, Ay Yapım Strateji ve İş Geliştirme Genel Müdür Yardımcısı ile Med Yapım CEO’su arasında 19.07.2024, 29.07.2024 ve 06.08.2024 tarihlerinde gerçekleşmiştir. 19.07.2024 tarihli yazışmada Ay Yapım yetkilisi, Temmuz ayında uygulanacak zam oranını Med Yapım yetkilisine sormuş; Med Yapım yetkilisi bir ses dosyasıyla, enflasyon oranında zam yapılıp yapılmayacağı üzerinde çalışıldığını ve konuya ilişkin bilgilendirme yapılacağını belirtmiştir. 29.07.2024 tarihli yazışmada Med Yapım yetkilisi, sabit personel için öngörülen zam oranını karşı tarafla paylaşmış; 06.08.2024 tarihli yazışmada ise Ay Yapım yetkilisinin, bir çalışana ödenecek ücreti Med Yapım ile aynı seviyede tutma çabasını ortaya koyan ifadeler tespit edilmiştir. Kurul bu kapsamda ihlalin başlangıç tarihini 19.07.2024, bitiş tarihini 06.08.2024 olarak belirlemiş ve ihlal süresini 19 gün olarak tespit etmiştir.
Kurul, söz konusu yazışmaların çalışan ücretlerine yapılacak zam oranı gibi doğrudan rekabet parametrelerini ilgilendiren, güncel ve stratejik nitelikte bilgilerin rakip teşebbüsler arasında paylaşıldığını gösterdiğini değerlendirmiştir. Kurul, somut bulguların yalnızca bireysel bir yazışma olarak değil, taraflar arasında iş gücü maliyetlerine ilişkin bağımsız karar alma süreçlerinin ihlali niteliğinde değerlendirildiğini belirtmiş ve bilgi değişiminin 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal ettiği sonucuna ulaşmıştır.
Kararın dikkat çeken yönü, ihlal tespitinin kapsam ve süre bakımından son derece dar bir bulguya dayanmasıdır. Üç mesajlaşma gününden oluşan, 19 günlük bir zaman dilimine yayılan ve iki teşebbüs arasındaki ikili nitelikte tek bir iletişim zinciri, ihlal tespiti ve idari para cezası için yeterli görülmüştür. Bu yaklaşım, kararın teorik çerçevesinde yer verilen ilkeyle tutarlıdır; stratejik nitelikteki bilgilerin bir defaya mahsus paylaşılması ve piyasada herhangi bir etki doğurmaması halinde dahi ihlal tespiti mümkündür. Zam oranı bilgisinin paylaşım tarihi itibarıyla henüz uygulanmamış, geleceğe yönelik bir karar niteliği taşıması bilginin stratejik değerini güçlendiren unsur olarak öne çıkmaktadır.
Soruşturma, uzlaşma ile sonlandırılmıştır. Kasım 2025’te gerçekleştirilen uzlaşma görüşmelerinde taraflar; iddianın tek bir delile dayandığını, yazışmanın yurt dışındaki bir televizyon kanalının talebi üzerine ortak istihdam edilen bir çalışanın ücretine ilişkin olduğunu ve paylaşımın tek seferle sınırlı kaldığını savunmuştur. Taraflar ayrıca bulgu tarihinde bilgi değişimine ilişkin yerleşik bir içtihadın bulunmadığını ileri sürmüş; hafifletici sebeplerin uygulanmasını ve cezanın iş gücü cirosu üzerinden hesaplanmasını talep etmiştir. Kurul, soruşturmanın açıldığı tarihte yürürlükte olan Mülga Ceza Yönetmeliği ile soruşturma sürerken yürürlüğe giren Yeni Ceza Yönetmeliği bakımından lehe hüküm ilkesi çerçevesinde ayrı değerlendirme yapmış; ihlal süresinin 19 gün olması nedeniyle süre artırımı uygulamamış, ağırlaştırıcı veya hafifletici unsur tespit etmemiş ve iki yönetmelik uyarınca hesaplanan ceza oranları arasında fark bulunmadığı sonucuna ulaşmıştır. Bu çerçevede 06.11.2025 tarihli ve 25-41/993-MUA sayılı uzlaşma ara kararıyla 2024 yılı gayri safi gelirleri üzerinden belirlenen cezalara uzlaşma usulü sonucunda %25 indirim uygulanmış; nihai ceza tutarları Med Yapım için 47.811.989,24 TL, Ay Yapım için 75.790.035,98 TL olarak tespit edilmiştir. Tarafların matrah ve hafifletici sebep taleplerine olumlu cevap verilmemiştir.
Sonuç
Kurul, 20.11.2025 tarihli kararıyla, dizi yapım sektöründe faaliyet gösteren iki rakip teşebbüs arasında çalışan ücretlerine ve zam oranlarına ilişkin güncel ve rekabete hassas bilgilerin paylaşılmasının 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal ettiğini tespit etmiş ve soruşturmayı uzlaşma usulü ile sonlandırmıştır. Karar, 19 gün süren ve üç mesajlaşma gününden ibaret tek bir ikili iletişim zincirinin dahi ihlal tespiti için yeterli görülmesi bakımından, Kurulun iş gücü piyasalarındaki bilgi değişimine yönelik ispat standardını net biçimde ortaya koymaktadır. Bu yaklaşım, salt bilgi değişiminin (herhangi bir ücret tespiti veya çalışan ayartmama anlaşmasına bağlanmaksızın) bağımsız bir ihlal olarak cezalandırıldığı içtihat çizgisinin dizi sektöründeki ilk uygulaması olma özelliğini taşımaktadır.
Kararın kapsamına ilişkin şu hususun altı çizilmelidir: Uzlaşma ile sonlandırılan soruşturma, yalnızca çalışan ücretlerine yönelik bilgi değişimi iddiasına ilişkindir; ihbarın asıl konusunu oluşturan, MADD aracılığıyla yürütülen yurt dışı dağıtım faaliyetlerine ve münhasır satış anlaşmalarına ilişkin iddialar bu kararın kapsamı dışındadır. Nitekim taraflar uzlaşma görüşmelerinde, MADD bakımından kapsamlı taahhütler sunulduğunu beyan etmiştir. Bu yönüyle karar, soruşturmanın yalnızca iş gücü ayağını sonuçlandırmaktadır.
Karar, Kurumun iki güncel öncelik alanının kesişiminde yer almaktadır. Kurulun iş gücü piyasalarına ilişkin ilk kararlarından biri olan 2005 tarihli Dizi Yapımcıları kararı, oyuncu transferinin engellenmesi ve oyuncu ücretlerinin sabitlenmesi iddialarıyla yine dizi sektörüne ilişkindi; mevcut kararda da bu karara pazar tanımı bağlamında atıf yapılmaktadır. Yirmi yıl sonra Kurulun aynı sektöre, bu kez modern bilgi değişimi doktrini, İş Gücü Piyasalarındaki Rekabet İhlallerine Yönelik Kılavuz çerçevesi ve uzlaşma usulüyle dönmesi, hem medya ve içerik sektörünün hem de iş gücü piyasalarının Kurumun gündemindeki kalıcı yerini göstermektedir. Çok sektörlü centilmenlik anlaşmaları kararından teknoloji, eğitim ve ilaç sektörlerine uzanan içtihat zinciri, bu kararla birlikte yaratıcı endüstrilere de açılmış bulunmaktadır.
İdari para cezasının matrahına ilişkin tartışma da kararın kayda değer yönlerinden birini oluşturmaktadır. Taraflar uzlaşma görüşmelerinde, cezanın toplam ciro üzerinden değil iş gücü cirosu üzerinden hesaplanmasını talep etmiş ve bu talebi Kurulun yakın tarihli kararlarındaki yaklaşımına dayandırmıştır. Gerçekten de Kurul, İlaç Sektörü kararında idari para cezasını çalışan maliyetlerinin ciro içindeki oranını dikkate alarak hesaplamıştır[12]. Buna karşılık Kurul Üyesi Hasan Hüseyin Ünlü, söz konusu kararda yazdığı farklı gerekçede, Danıştay içtihadı uyarınca cezanın net satışlar üzerinden hesaplanması gerektiğini savunmuştur. Ünlü aynı görüşü, 2023 tarihli centilmenlik anlaşmaları kararındaki karşı oyunda da dile getirmiştir[13]. İşbu kararda ise Kurul cezayı 2024 yılı toplam gayri safi gelirleri üzerinden hesaplamıştır. Sonuç olarak iş gücü ihlallerinde ceza matrahının nasıl belirleneceği sorusunun, dosyadan dosyaya değişen yaklaşımlar karşısında hem Kurul hem de idari yargı önünde tartışma konusu olacağı düşünülmektedir.
[1] Avukat Gülce Korkmaz, Baş | Kaymaz Hukuk Bürosu’nun rekabet hukuku danışmanıdır. Bilkent Üniversitesi’nde yüksek lisansını tamamlamış olup, Joachim Herz Vakfı bursuyla Lüneburg Leuphana Üniversitesi (Almanya) Hukuk Fakültesi’nde rekabet hukuku alanında doktora çalışmalarına devam etmektedir.
[2] Kurul’un 20.11.2025 tarihli ve 25-43/1044-596 sayılı gerekçeli kararı için bkz.
[3] Kurul’un 28.07.2005 tarihli ve 05-49/710-195 sayılı Dizi Yapımcıları kararı.
[4] Kurul’un 03.03.2011 tarihli ve 11-12/226-76 sayılı Özel Okullar kararı.
[5] Kurul’un 02.01.2020 tarihli ve 20-01/3-2 sayılı İzmir Konteyner kararı.
[6] Kurul’un 24.03.2020 tarihli ve 20-43/588-262 ile 04.03.2021 tarihli ve 21-11/148-61 sayılı KASTDER kararları.
[7] Kurul’un 24.02.2022 tarihli ve 22-10/152-62 sayılı Özel Hastaneler kararı.
[8] Kurul’un 26.07.2023 tarihli ve 23-34/649-218 sayılı kararı.
[9] Kurul’un 27.02.2024 tarihli ve 24-10/170-66 sayılı kararı.
[10] Kurul’un 24.04.2024 tarihli ve 24-20/466-196 sayılı kararı. Karar hakkında detaylı incelemelerimizi içeren bilgi notu için bkz. https://www.baskaymaz.av.tr/tr/fransiz-liseleri-kartelleri-okul-kayit-ucretlerinin-burs-oranlarinin-ve-ogretmen-maaslarinin-birlikte-tespiti/
[11] Kurul’un 11.09.2025 tarihli ve 25-34/810-474 sayılı İlaç Sektörü kararı.
[12] Kurul’un 11.09.2025 tarihli ve 25-34/810-474 sayılı İlaç Sektörü kararı.
[13] Kurul’un 26.07.2023 tarihli ve 23-34/649-218 sayılı kararı. Ünlü, Berat Uzun ile birlikte yazdığı karşı oyda, idari para cezası matrahının 4054 sayılı Kanun’un 16. maddesinin üçüncü fıkrası ve Ceza Yönetmeliği’ndeki yıllık gayri safi gelir tanımı çerçevesinde net satışlar üzerinden hesaplanması gerektiğini ifade etmiştir. Anılan karar hakkındaki detaylı değerlendirmelerimizi içeren bilgi notu için bkz. https://www.baskaymaz.av.tr/tr/rekabet-kurulundan-isgucu-piyasalarindaki-centilmenlik-anlasmalarina-ceza/
Baş | Kaymaz Hukuk Bürosu olarak uzman ve deneyimli avukatlarımızla hem ulusal hem de çok uluslu şirketlere rekabet hukuku alanlarında kapsamlı danışmanlık ve temsil hizmetleri sunuyoruz.
Daha detaylı bilgi almak için Avukat Baran Baş ile buradan iletişime geçebilirsiniz.




