Baran Baş
Rekabet Kurulu (“Kurul”), 18.04.2025 tarihli ve 25-15/348-164 sayılı kararıyla, Amazon Turkey Perakende Hizmetleri Ltd. Şti.’nin (“Amazon”) çok kategorili e-pazaryeri pazarında satıcıların kullanımına sunduğu otomatik fiyatlandırma mekanizması aracılığıyla 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un (“4054 sayılı Kanun”) 4. maddesini ihlal edip etmediğini incelemiştir[2].
Rekabet Kurumunun soruşturma heyeti tarafından hazırlanan soruşturma raporu ve ek yazılı görüşte, Amazon’un otomatik fiyatlandırma mekanizması aracılığıyla 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal ettiği ve idari para cezası uygulanması gerektiği yönünde görüş bildirilmiştir. Buna karşılık Kurul, Amazon’un 4. maddeyi ihlal etmediğine ve idari para cezası uygulanmasına gerek olmadığına oybirliği ile karar vermiştir.
Karar, e-pazaryeri platformlarının satıcılara sunduğu otomatik fiyatlandırma araçlarının, algoritmik koordinasyon riskleri ve ispat standardı bakımından 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi çerçevesinde nasıl değerlendirileceğine ilişkin tespitler içermesi bakımından dikkat çekmektedir. Bu bilgi notunda, soruşturma süreci ile otomatik fiyatlandırma mekanizmasının 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamında değerlendirilmesine ilişkin Kurul tespitleri özetlenmektedir.
1. Soruşturmanın Arka Planı
Süreç, 2023 Ağustos’ta Hepsiburada’nın konu olduğu önaraştırma ile başlamıştır. Önaraştırma sonucunda, Hepsiburada’nın sözleşmelerinde yer alan EKM (en çok kayırılan müşteri) koşulu ve ayrımcı uygulamalar bakımından soruşturma açılmasına gerek olmadığına; buna karşılık otomatik fiyatlandırma mekanizmasının 4054 sayılı Kanun’u ihlal edip etmediğinin tespiti amacıyla soruşturma açılmasına 2023 yılının Ekim ayında karar verilmiştir. Kurul, Trendyol ve Amazon’un da benzer mekanizmaları kullandığını tespit ederek bu teşebbüsler hakkında da eş zamanlı olarak resen soruşturma başlatmıştır. Soruşturma süresi 21.03.2024 tarihli karar ile altı ay uzatılmıştır.
Soruşturma sürecinde Trendyol, Hepsiburada ve Amazon taahhüt sunma talebinde bulunmuş; Trendyol ve Hepsiburada bakımından taahhütlerin rekabetçi endişeleri gidermeye yeterli olduğu kabul edilerek Ekim 2024’te Trendyol ve Hepsiburada bakımından soruşturmalar sonlandırılmıştır[3]. Amazon ise, iddia edilenin aksine, otomatik fiyatlandırma mekanizmasının kullanımı ile rekabet karşıtı endişelerin ortaya çıkmadığı argümanı ile taahhüt sürecinden çekilme talebinde bulunmuştur. Bunun üzerine Kurul, 10 Ekim 2024’te Amazon bakımından taahhüt sürecini sonlandırarak soruşturmanın devamına karar vermiştir.
2. İlgili Pazar ve Amazon’un Pazar Gücü
Amazon, çok kategorili bir pazaryeri platformu olarak Eylül 2018’den beri Türkiye’de faaliyet göstermektedir. Şirket, e-pazaryeri hizmetine ek olarak Eylül 2020’den bu yana Amazon Prime abonelik programını sunmakta; Prime Video hizmeti de Türkiye’de Prime aboneliği kapsamında yer almaktadır. Amazon ayrıca Twitch Interactive, Inc.’in de sahibidir.
İlgili ürün pazarının tanımlanmasına yönelik ikame analizinde (i) çevrim içi ve fiziki kanallar, (ii) e-pazaryerleri ile satıcıların kendi internet siteleri ve sosyal medya kanalları, (iii) çok kategorili ve tek kategorili e-pazaryerleri arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Kurul; sektör raporları, geçmiş Kurul kararları[4] ve dosya kapsamındaki bilgi ve belgeleri değerlendirerek çevrim içi kanalların fiziki kanala, e-pazaryerlerinin satıcıların kendi kanallarına ve çok kategorili pazaryerlerinin tek kategorili pazaryerlerine ikame teşkil etmediği sonucuna ulaşmış; ilgili ürün pazarını “çok kategorili e-pazaryeri pazarı” olarak tanımlamıştır. Coğrafi pazar ise Türkiye olarak belirlenmiştir.
Pazar gücü analizinde, çok taraflı yapı nedeniyle yalnızca geleneksel pazar payı ölçütleriyle yetinilmemesi gerektiği; işlem hacmi ve işlem sayılarının yanı sıra kullanıcı sayıları, ağ etkileri, giriş engelleri ve diğer yapısal göstergelerin de dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Dosya kapsamında pazar büyüklüğü ve teşebbüslerin konumu işlem hacmi ve işlem sayıları esas alınarak analiz edilmiş; platformların aracılık ettiği toplam işlem hacmi temel ölçüt olarak alınmıştır. Yapılan değerlendirmede Amazon’un işlem hacmi bazındaki payının giriş sonrası dönemde artış gösterdiği, sonrasında kısmi gerilemeye rağmen üçüncü sırada yer aldığı; işlem sayıları bakımından ise belirli bir dönemde zirveye ulaştıktan sonra dördüncü sıraya gerilediği tespit edilmiştir. İşlem hacmi ve işlem sayıları birlikte değerlendirildiğinde Amazon’un Türkiye’deki çok kategorili e-pazaryeri pazarındaki üçüncü en güçlü oyuncu konumunda bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır.
3. Amazon Tarafından Uygulanan Otomatik Fiyatlandırma Mekanizması
Amazon, Türkiye’de Nisan 2020 itibarıyla otomatik fiyatlandırma mekanizmasını devreye almıştır. Mekanizma, aynı barkodlu ürünlerin birden fazla satıcı tarafından sunulduğu durumlarda Buybox (Rekabetçi Satın Alma Kutusu) rekabetini otomatikleştirmeyi amaçlamaktadır. Buybox’ta yer alan “Rekabetçi Öne Çıkan Teklif”, platformun algoritmik metrikleri uyarınca müşteriye en yüksek faydayı sağladığı varsayılan teklif olup, “Sepete Ekle” veya “Şimdi Al” işlemleri bu teklif üzerinden gerçekleşmektedir. Bu nedenle Buybox’ta görünürlük satıcılar açısından kritik önemi haizdir.
Satıcılar, zorunlu olmamakla birlikte, Seller Central arayüzü üzerinden otomatik fiyatlandırma kuralları tanımlayabilmekte; fiyat değişimlerini belirli parametreler çerçevesinde otomatikleştirebilmektedir. Sistem satıcılara; “Rekabetçi Öne Çıkan Teklif”, “Rekabetçi En Düşük Fiyat”, “Harici Rakibin Fiyatı” ve “Satılan Birimlere Dayalı” olmak üzere dört kural türü sunmaktadır. İlk üç kural fiyat referanslı olup satıcılara fiyatı eşitleme veya referans fiyatın altında kalma seçenekleri sunmaktadır. “Satılan Birimlere Dayalı” kural ise satış performansına göre fiyat değişimini tetiklemektedir.
Amazon, mekanizmanın isteğe bağlı olduğunu, satıcıların fiyatlarını bağımsız belirlediğini ve Öne Çıkan Teklifin yalnızca fiyata değil; stok, teslimat performansı ve satıcı güvenilirliği gibi çoklu parametrelere dayandığını belirtmektedir. İlaveten, Amazon tarafından otomatik fiyatlandırma kullanan satıcı sayısının toplam satıcılar içinde nispeten küçük bir bölüm olduğu ileri sürülmüştür.
Kurul, Rekabetçi Öne Çıkan Teklif’in dinamik, çok parametreli ve algoritmik bir belirleme sürecine dayandığını; fiyatın tek belirleyici unsur olmadığını, stok durumu, teslimat performansı ve satıcı güvenilirliği gibi faktörlerin de dikkate alındığını belirtmiştir. Ayrıca bu algoritmanın işleyişine ilişkin teknik detayların satıcılara açıklanmadığı; yalnızca genel performans kriterleri hakkında bilgilendirme yapıldığı ifade edilmiştir.
4. Fiyatlandırma Algoritmalarının Yol Açtığı Rekabet Karşıtı Endişeler
Kurul, dosya kapsamında fiyatlandırma algoritmalarının rekabet üzerindeki olası etkilerinin ortaya konulmasını gerekli görmüştür. Dijitalleşme ile birlikte teşebbüslerin fiyat belirleme, kişiselleştirme ve pazar öngörüsü amacıyla algoritmalardan yaygın biçimde yararlandığı; bu araçların veri izleme, dinamik fiyatlandırma ve kişiselleştirme algoritmaları olarak sınıflandırılabileceği belirtilmiştir. Algoritmaların maliyetleri düşürme, dinamik fiyatlama sağlama ve tüketici arama maliyetlerini azaltma gibi etkinlik artırıcı sonuçlar doğurabildiği kabul edilmiştir.
Bununla birlikte, algoritmaların piyasa şeffaflığını artırması ve fiyat değişikliklerine hızlı tepki verilmesini mümkün kılması, teşebbüsler arasında örtülü koordinasyon riskini gündeme getirebilmektedir. Kurul, özellikle fiyatlandırma algoritmaları bakımından, resmi bir anlaşma olmaksızın paralel davranışların istikrarlı hale gelmesi ihtimalinin rekabet hukuku açısından değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamıştır.
Öğretide algoritmaların rekabet üzerindeki etkileri koordineli davranış riskleri ve tek taraflı davranış riskleri çerçevesinde ele alınmaktadır. Algoritmaların fiyat tespiti, bilgi değişimi veya danışıklı teklif gibi ihlallerin gerçekleştirilmesinde araç olarak kullanılabileceği; özellikle üçüncü taraf bir yazılım sağlayıcısı aracılığıyla “hub-and-spoke” (topla-dağıt) türü bir yapının oluşabileceği belirtilmektedir. Kurul, özellikle “hub-and-spoke” modeline benzer bir yapının 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamında değerlendirilebilmesi için belirli kümülatif koşulların gerçekleşmesi gerektiğini belirtmiştir. Buna göre:
- Bir satıcının geleceğe dönük fiyat niyetini platforma iletmesi,
- Platformun bu bilgiyi diğer satıcılara aktarması,
- Bilginin ulaştığı satıcının kaynağın fiyat stratejisini bildiğini öngörebilecek durumda olması,
- Bu bilginin bilinçli biçimde fiyat stratejisinde kullanılması gerekmektedir.
Kurul, algoritmaların her durumda rekabet karşıtı sonuç doğurmayacağını; hukuki değerlendirmenin algoritmanın tasarımı, kullanım amacı, taraflar arasındaki sözleşme ilişkileri ve olası rekabet karşıtı sonuçların öngörülebilirliği gibi unsurlar dikkate alınarak somut olay özelinde yapılması gerektiğini belirtmiştir.
Dosya kapsamında, benzer nitelikte geçmiş tarihli bir Kurul kararının bulunmadığı; ancak yabancı otorite uygulamalarının algoritmaların hangi koşullarda rekabet karşıtı etkilere yol açabileceğini anlamak bakımından yol gösterici olduğu ifade edilerek Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın (ABAD) E-Turas kararı[5]; Danimarka Rekabet ve Tüketici Otoritesi’nin (DCCA) Ageras kararı[6]; Birleşik Krallık Rekabet Otoritesi’nin (CMA) Trod–GBE kararı[7] ile ABD’de görülen RealPage[8] ve Uber[9] davalarına atıf yapılmıştır.
5. Kurul’un Değerlendirmeleri
Önaraştırma aşamasında Bilgi Teknolojileri Dairesi Başkanlığı’ndan otomatik fiyatlandırma mekanizmasına ilişkin görüş alınmıştır. Görüş tarihinde dosya tarafı Hepsiburada olmakla birlikte, her iki platform tarafından kullanılan otomatik fiyatlandırma mekanizmalarının kural tabanlı oluşları ile yapısal olarak benzerlik gösterdiği belirtilmiştir. Bilgi Teknolojileri Dairesi Başkanlığı, otomatik fiyatlandırma aracılığıyla satıcıların fiyatlarını Buybox’ı kazanan teklifin altında, üstünde veya eşit olacak şekilde belirleyebildiğini; bu yapının satıcılar arasında koordinasyon ihtimalini artırabileceğini ve algoritma yoluyla fiyat uyumunun kolaylaşabileceğini ifade etmiştir.
Soruşturma aşamasında Ekonomik Analiz ve Araştırma Dairesi’nden (“EAAD”), otomatik fiyatlandırma mekanizmalarının koordinasyon doğurucu etki yaratıp yaratmadığına ilişkin analiz talep edilmiştir. EAAD, incelenen sistemlerin kural tabanlı olduğunu; makine öğrenmesi içermediğini ve satıcılara belirli referans fiyatlara göre eşitleme/altında kalma komutları verme imkânı sunduğunu belirtmiştir. Bu nedenle potansiyel rekabetçi risklerin, öğrenme temelli sistemlere kıyasla daha sınırlı olabileceği değerlendirilmiştir. Ayrıca otomatik fiyatlandırma kullanan satıcı oranının düşük olduğu kaydedilmiştir.
01.01.2024-31.05.2024 tarihlerini kapsayan döneme ilişkin Amazon’da satılan 7 farklı üründe 67 farklı Amazon satıcısına ait saatlik veriler incelenmiş; fiyat hareketlerinin heterojen ve dinamik olduğu, koordinasyon veya rekabet karşıtı fiyatlama davranışına dair pozitif bir bulguya ulaşılamadığı belirtilmiştir. Bununla birlikte EAAD, düşük kullanım oranı ve süreklilik eksikliği nedeniyle sonuçların ihtiyatla değerlendirilmesi gerektiğini; özellikle “referans fiyata eşitle” kuralının yaygınlaşması hâlinde fiyat çeşitliliğinin azalması riskine dikkat çekmiştir.
Kurul, incelemeyi 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi çerçevesinde yapılandırarak öncelikle otomatik fiyatlandırma mekanizmasının hukuki niteliğini, ardından olası rekabetçi risk senaryolarını ve somut olayda neden ihlal sonucuna varılmadığını değerlendirmiştir. Bu kapsamda 4. maddenin hem yatay hem de dikey anlaşmaları kapsadığı hatırlatılmış; dosyada ilk olarak Amazon ile satıcılar arasındaki ilişkinin mahiyetinin belirlenmesi gerektiği belirtilmiştir. 2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği’ndeki tanım esas alınarak, satıcıların pazaryerinde ürün sunan teşebbüsler; Amazon’un ise satıcı ile tüketiciyi buluşturan bir platform hizmeti sağlayıcısı olduğu kabul edilmiş ve tarafların üretim/dağıtım zincirinin farklı seviyelerinde yer aldığı sonucuna ulaşılmıştır. Otomatik fiyatlandırma mekanizmasının da bu ilişkinin parçası olduğu değerlendirilerek ilişkinin 2002/2 sayılı Tebliğ anlamında dikey nitelik taşıdığı belirtilmiştir.
Kurul, ilişkinin yatay veya dikey olarak nitelendirilmesinden bağımsız şekilde 4. madde bakımından belirleyici ölçütün “amaç” ve/veya “etki” olduğunu vurgulamış; ihlal tespiti için rekabeti engelleme, bozma veya kısıtlama amacı ya da etkisi bulunan bir anlaşma veya uyumlu eylemin varlığının ortaya konulması gerektiğini ifade etmiştir. Bu bağlamda rekabet hukukunun temel hedefinin, her teşebbüsün ticari stratejisini rakiplerinden bağımsız biçimde belirlemesini temin etmek olduğu hatırlatılmıştır.
Kurul, otomatik fiyatlandırma mekanizmasının algoritmik “topla-dağıt” (hub-and-spoke) risklerine benzer sonuçlar doğurmasının teorik olarak mümkün olduğunu belirtmekle birlikte, bu modelin 4. madde kapsamında değerlendirilebilmesi için belirli kümülatif koşulların gerçekleşmesi gerektiğini ifade etmiştir. Buna göre bir satıcının geleceğe dönük fiyat stratejisini, diğer satıcılara iletileceğini öngörerek platforma sağlaması; platformun bu bilgiyi aktarması; bilginin ulaştığı satıcının kaynağın hangi koşullarda bilgi verdiğini bilebilecek durumda olması ve bu bilginin fiyat stratejisinin belirlenmesinde kullanılması gerekmektedir. Somut olayda söz konusu koşulların ortaya konulamadığı ve salt algoritma kullanımının irade uyuşması olarak değerlendirilemeyeceği belirtilmiştir.
Algoritmik fiyatlamanın her durumda amaç bakımından ihlal teşkil etmeyeceği; bu araçların belirli koşullarda etkinlik artırıcı sonuçlar doğurabileceğinin de kabul edildiği hatırlatılmıştır. Bununla birlikte algoritmaların karar alma süreçlerini otomatikleştirerek zımni koordinasyonu kolaylaştırma potansiyelinin somut olay bakımından ayrıca değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmiştir.
Somut mekanizma bakımından satıcıların fiyatlarını “Rekabetçi Öne Çıkan Teklif”, “Rekabetçi En Düşük Fiyat” ve “Harici Rakibin Fiyatı” gibi referanslara göre belirleyebildiği; özellikle Rekabetçi Öne Çıkan Teklif fiyatının her ürün bakımından dinamik ve çoklu parametreye dayalı olduğu belirtilmiştir. Satıcılar arasında rekabet parametrelerine ilişkin doğrudan veya dolaylı bir temas tespit edilmediği; referans fiyatın platform içi, tüm satıcılara eşit uygulanan kriterler doğrultusunda belirlendiği değerlendirilmiştir.
Bu çerçevede Kurul, halihazırda otomatik fiyatlandırmanın mekanizmasının zorunlu tutulmaması, satıcılar arasında söz konusu mekanizmanın kullanımı konusunda herhangi bir anlaşma ve/veya uyumlu eylem anlamına gelebilecek bir irade uyuşmasının tespit edilmemiş olması, otomatik fiyatlandırma mekanizması kapsamında oluşturulan kural setinin -büyük ölçüde- her bir satıcı tarafından farklılaştırılabilecek nitelikte tasarlanması, her bir satıcının tanımladığı kurala ilişkin olarak farklı geçerlilik süreleri belirleyebiliyor olması ve otomatik fiyatlandırma mekanizmasının öğrenme tabanlı değil de kural tabanlı bir algoritma ihtiva etmesi hususlarını birlikte değerlendirerek, somut olayda 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamında rekabeti sınırlayıcı bir anlaşma veya uyumlu eylemin varlığının ortaya konulamadığı sonucuna ulaşmıştır.
Bu değerlendirmelerin yanı sıra, 04.10.2024 tarihinde Amazon tarafından otomatik fiyatlandırma mekanizmasının geleceğine ilişkin bir bildirimde bulunulmuştur. Amazon’un soruşturmaya konu edilen kural setiyle sınırlı kalmaksızın otomatik fiyatlandırma mekanizmasının tamamının 10.02.2025 tarihi itibarıyla Türkiye’de kullanıma kapatılacağı ifade edilmiştir. Amazon savunmasında, mekanizmanın kapatılması suretiyle ileri sürülen rekabetçi endişelerin ortadan kaldırıldığını ve bu nedenle soruşturmanın sonlandırılması gerektiğini ileri sürmüştür. Bununla birlikte Kurul, taahhüt mekanizması işletilmediği sürece, ileriye dönük bir uygulama değişikliğinin geçmiş dönemde gerçekleştiği iddia edilen rekabet karşıtı davranışlar bakımından soruşturmanın kendiliğinden sona ermesini sağlamayacağını vurgulamıştır. Ayrıca söz konusu dilekçede, otomatik fiyatlandırma mekanizmasının ilerleyen dönemde Türkiye pazarında yeniden devreye alınmayacağına dair açık ve bağlayıcı bir taahhüdün de bulunmadığına da kararda dikkat çekilmiştir. Dolayısıyla Kurul değerlendirmesini mekanizmanın kapatılacağı yönündeki beyana değil; somut olayda 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamında rekabeti sınırlayıcı bir anlaşma veya uyumlu eylemin varlığının ortaya konulup konulamadığı sorusuna dayandırmıştır.
Sonuç
Kurul’un değerlendirmesi, otomatik fiyatlandırma mekanizmasının satıcılar arasında 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi anlamında bir anlaşma veya uyumlu eylem doğurup doğurmadığı sorusu üzerinde yoğunlaşmıştır. Nihai kararda, Amazon tarafından sunulan mekanizma aracılığıyla satıcılar arasında geleceğe dönük fiyat niyetinin aktarıldığına veya koordinasyonun tesis edildiğine ilişkin yeterli delil ortaya konulamadığı sonucuna varılmıştır.
Karar, dijital platformlar tarafından sağlanan algoritmik fiyatlandırma araçlarının tek başına rekabet ihlali teşkil etmeyeceğini; ihlal tespiti için irade uyuşmasını ortaya koyan somut bulguların bulunması gerektiğini açık biçimde ortaya koymaktadır. “Hub-and-spoke” modeline benzer teorik risklerin varlığı, somut olayda bu tür bir ihlalin söz konusu olduğunu ispatlamaya yetmemektedir.
Aynı soruşturma sürecinde diğer platformlar bakımından taahhüt yoluna gidilmiş olması; Amazon bakımından ise ihlal sonucuna varılmaması, Kurul’un her teşebbüs yönünden ayrı ve somut delil temelli değerlendirme yaptığını göstermektedir.
Bu karar, dijital pazarlarda algoritmik araçların 4. madde kapsamında değerlendirilmesinde ispat standardı ve koordinasyon analizi bakımından önemli bir referans noktası teşkil etmektedir.
[1] Avukat Gülce Korkmaz, Baş | Kaymaz Hukuk Bürosu’nun rekabet hukuku danışmanıdır. Bilkent Üniversitesi’nde yüksek lisansını tamamlamış olup, Joachim Herz Vakfı bursuyla Lüneburg Leuphana Üniversitesi (Almanya) Hukuk Fakültesi’nde rekabet hukuku alanında doktora çalışmalarına devam etmektedir.
[2] Kurul’un 18.04.2025 tarihli ve 25-15/348-164 sayılı gerekçeli kararı için bkz.
[3] Kurul’un 3.10.2024 tarihli ve 24-40/950-409 ile 24-40/951-410 sayılı kararları.
[4] Kurul’un 12.05.2011 tarihli ve 11-30/591-187 sayılı Gittigidiyor, 03.01.2013 tarihli ve 13-01/7-7 sayılı D&R, 10.11.2015 tarihli ve 15-40/662-231 sayılı Hepsiburada, 09.06.2016 tarihli ve 16-20/347-156 sayılı Yemeksepeti, 05.01.2017 tarihli ve 17-01/12-4 sayılı Booking ve 01.10.2018 tarihli ve 18-36/584-285 sayılı Sahibinden kararları. Rekabet Kurumu (2022), E-Pazaryeri Platformları Sektör İncelemesi Nihai Raporu,
https://www.rekabet.gov.tr/Dosya/geneldosya/e-pazaryeri-si-raporu-pdf.
[5] Case C-74/14 Eturas and other v Lietuvos Respublikos konkurencijos taryba [2016] OJ C 98/3 ECLI:EU:C:2016:42. Case C-74/14, Eturas v Others [2016], OJ C 24
[6] Bkz. https://en.kfst.dk/nyheder/kfst/english/decisions/20200630-danish-competition-council-ageras-has-infringed-competition-law/, https://kfst.dk/media/ws5nbdtx/20200630-ageras-final-a.pdf
[7] CMA, Case 50223, https://assets.publishing.service.gov.uk/media/57ee7c2740f0b606dc000018/case-50223-final-non-confidential-infringement-decision.pdf
[8] Columbia Bölge Yüksek Mahkemesi, Case No. 2023 CAB 6762, https://business.cch.com/ald/DistrictofColumbiavRealPageInc792024.pdf
[9] Spencer Meyer v Travis Kalanick, 15 Civ 9796; 2016 US. Dist. Lexis 43944.
Baş | Kaymaz Hukuk Bürosu olarak uzman ve deneyimli avukatlarımızla hem ulusal hem de çok uluslu şirketlere rekabet hukuku alanlarında kapsamlı danışmanlık ve temsil hizmetleri sunuyoruz.
Daha detaylı bilgi almak için Avukat Baran Baş ile buradan iletişime geçebilirsiniz.




