Baran Baş
2025 yazı, belki de FIFA’nın (Fédération Internationale de Football Association) transfer sisteminin Avrupa Birliği (“AB”) hukukuna uygunluğunun yargısal denetimi açısından bir dönüm noktası olarak hatırlanacak. 4 Ağustos 2025 tarihinde Hollanda merkezli Justice for Players (“JfP”) kuruluşu[2], FIFA ve çeşitli Avrupa futbol federasyonlarına karşı toplu dava (class action) açacağını kamuoyuna duyurdu[3]. FIFA’nın transfer kurallarının temel yapısına yönelik bir itiraz niteliğinde olan bu toplu dava Hollanda’da, Midden-Nederland Bölge Mahkemesi’nde açılacak[4]. Bu toplu dava, Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın (“ABAD” ya da “Divan”), Diarra davasında FIFA’nın bazı transfer kurallarının Avrupa hukuku ile bağdaşmadığına hükmetmesinin üzerinden henüz bir yıl geçmeden gündeme geldi.
JfP’nin açtığı bu toplu dava ilk bakışta spor endüstrisindeki diğer toplu davaları anımsatsa da, kapsamı ve iddia edilen zararın maddi büyüklüğü bakımından bu dava eşi benzeri görülmemiş nitelikte olabilir. JfP bu toplu dava ile, “2002 yılından bu yana AB ve Birleşik Krallık kulüplerinde forma giymiş veya giymekte olan, kadın ve erkek tüm profesyonel futbolcuları” temsil etmeyi hedeflemektedir[5]. İlk tahminlere göre, davacı grubunun yaklaşık 100.000 sporcudan oluşması beklenmektedir[6]. İddia edilen toplam zarar da aynı ölçüde dikkat çekicidir: Rekabet hukuku ve ekonomik analiz alanında faaliyet gösteren uluslararası bir danışmanlık şirketi olan Compass Lexecon tarafından yapılan bir ekonomik çalışmaya göre, futbolcular kariyerleri boyunca FIFA’nın kısıtlayıcı kuralları nedeniyle gelirlerinin yaklaşık %8’ini kaybetmiştir[7]. Bu kaybın on binlerce futbolcunun yirmi yılı aşkın bir kariyer dönemi için hesaba katılması, milyarlarca euroya ulaşan bir toplam zarara işaret etmektedir. JfP yönetim kurulu üyelerinden Dolf Segaar durumu şöyle özetlemektedir: “Bu dava milyarlarca euroya ulaşacak. Ancak mesele yalnızca para değil; mesele adil kurallar ve futbolun işgücü piyasasının daha sağlıklı işlemesi.”[8]
Hukuki Arka Plan: ABAD’ın Diarra Kararı
JfP’nin açtığı bu toplu dava, ABAD’ın 4 Ekim 2024 tarihli Diarra kararına dayanmaktadır[9]. ABAD söz konusu kararında, FIFA’nın Futbolcuların Statüsü ve Transferleri Hakkında Düzenlemesinde (Regulations on the Status and Transfer of Players[10] – “RSTP”) yer alan bazı hükümlerin, Avrupa Birliği’nin İşleyişine Dair Antlaşma’nın (Treaty on the Functioning of the European Union – “TFEU”) 45. maddesinde düzenlenen işçilerin serbest dolaşımı ilkesi[11] ve 101. maddesinde yer alan rekabeti kısıtlayıcı anlaşma yasağına[12] aykırı olduğuna hükmetmiştir. Bu karar, futbolcu hareketliliğini düzenleyen normatif çerçevenin merkezine doğrudan etki ederek, mevcut transfer sisteminin hukuki temellerini sarsmıştır.
Lassana Diarra (profesyonel kariyerinde Chelsea, Arsenal, Portsmouth ve Real Madrid gibi kulüplerde forma giymiştir), anılan ABAD kararına konu hukuki uyuşmazlığın merkezindeki isimdir. 2013 yılında Lokomotiv Moskova kulübü ile dört yıllık bir sözleşme imzalayan Diarra’nın kulüple olan iş ilişkisi bir yıl içinde kulübün uyguladığı maaş kesintileri nedeniyle ciddi biçimde bozulmuştur. Diarra bu karara itiraz etmiş, ancak Lokomotiv Moskova sözleşmeyi feshetmiştir. Uyuşmazlık önce FIFA Uyuşmazlık Çözüm Kurulu’na, ardından Spor Tahkim Mahkemesi’ne (Court of Arbitration for Sport – “CAS”) taşınmıştır. CAS, Lokomotiv Moskova’nın feshinin haklı sebebe dayandığına hükmetmiş ve Diarra’nın kulübe 10,5 milyon EUR tazminat ödemesine karar vermiştir. Bu tutar, oyuncunun kariyer gelir potansiyeli ile ölçüsüz bir şekilde orantısız bir tutardır.
Ancak kararın etkileri, yalnızca Diarra’ya hükmedilen tazminatla sınırlı kalmamıştır. O dönemde yürürlükte olan RSTP düzenlemesine göre, bir futbolcu sözleşmesini haksız biçimde feshederse yalnızca tazminattan kişisel olarak sorumlu tutulmakla kalmıyor, aynı zamanda kendisini transfer etmek isteyen yeni kulübü de müteselsilen sorumlu hale getiriyordu. Bunun da ötesinde, bir futbolcunun başka bir federasyona kayıt yaptırabilmesi için zorunlu olan Uluslararası Transfer Sertifikası’nın (International Transfer Certificate – “ITC”) düzenlenmesi engellenebiliyordu. Bu ciddi risklerle karşı karşıya kalan Belçika kulübü Charleroi, Diarra ile yürüttüğü transfer görüşmelerinden vazgeçmiştir. Her ne kadar Diarra 2015 yılında Marsilya ile profesyonel futbola geri dönmüş olsa da, Charleroi transferinin gerçekleşmemesi nedeniyle bir sezon boyunca sahalardan uzak kalmış ve gelir kaybı ile kariyerinde kesintiye uğrama riskiyle karşı karşıya kalmıştır.
Bunun üzerine Diarra, FIFA ve Belçika Futbol Federasyonu aleyhine 6 milyon euro tutarında tazminat talebiyle Belçika mahkemelerinde dava açmıştır. Belçika mahkemeleri, uyuşmazlığın AB hukuku açısından geniş kapsamlı sonuçlar doğurabileceğini değerlendirerek, ön karar (preliminary ruling) prosedürü kapsamında ABAD’a başvurmuştur. ABAD, bu süreçte FIFA’nın transfer kurallarına ilişkin yapısal bir inceleme gerçekleştirmiştir. Divan, FIFA’nın ileri sürdüğü amaçları haklı gösterecek ölçüde gerekli ve orantılı olmayan bu kuralların rekabeti kısıtladığı sonucuna ulaşmıştır. Divan, kulüplerin oyuncu transferi yoluyla yetenek havuzunu genişletmek için rekabet etmesinin, profesyonel futbolun temel yapı taşlarından biri olduğunu vurgulamıştır. Oyuncuların hareketliliğini sınırlayan veya onları işverenler arasında önceden belirlenmiş bir şekilde paylaşan FIFA düzenlemelerinin, hem rekabeti hem de işçilerin serbest dolaşımını zedelediğini belirtmiştir. Hatta Divan, FIFA’nın anılan düzenlemelerini, işgücü piyasalarındaki “ayartmama anlaşmalarına” benzer bir yapı olarak değerlendirmiştir.
Diarra kararı, FIFA’nın düzenleyici çerçevesinin AB hukukunun sınırları içinde kalmak zorunda olduğunu net biçimde göstermiştir. Divan, sporun kendine özgü yapısını kabul etmekle birlikte, spor kuruluşlarının özerkliğinin, AB hukukunun temel ilkelerinin başladığı noktada sona erdiğini teyit etmiştir. Karar, Diarra açısından bir zafer olmasının ötesinde, JfP toplu davası örneğinde görüldüğü gibi, FIFA’nın transfer sistemine karşı açılabilecek daha geniş kapsamlı davalara hukuki temel oluşturmuştur.
ABAD’ın Diarra kararı, elbette Avrupa futbolunun dönüm noktalarından biri olan ünlü Bosman içtihadı ile karşılaştırılmıştır[13]. Nasıl ki Jean-Marc Bosman’ın 1990’ların ortasında verdiği hukuk mücadelesi, futbolculara sözleşmelerinin bitiminde serbestçe kulüp değiştirme hakkı tanıyarak Avrupa futbolunun çehresini değiştirdiyse, Diarra davası da bu yeni toplu dava dalgasının önünü açmıştır. Uluslararası futbolcular sendikası FIFPRO (Fédération Internationale des Associations de Footballeurs Professionnels), ABAD’ın Diarra kararını futbolun işgücü piyasasının düzenlenmesine ilişkin önemli bir dönüm noktası olarak değerlendirmiştir. FIFPRO, bu kararı yalnızca Diarra açısından bir kazanım değil, kulüpler ve federasyonlar lehine işleyen mevcut yapıyı oyuncular lehine dönüştürme fırsatı olarak da görmüştür.
JfP’den Topu Dava: “FIFA, özgürlüğümü istiyorum!”
Bu gelişmeler ışığında, futbolcuların toplu tazminat taleplerini ileri sürebilmeleri amacıyla JfP kurulmuştur. JfP, futbolcuların davaya katılım sürecinde herhangi bir mali risk üstlenmemesini sağlayan dava finansman şirketi Deminor’un desteğiyle hızlı bir şekilde harekete geçmiştir. Dava sürecini, Hollanda merkezli butik bir hukuk bürosu olan Finch Dispute Resolution yürütmektedir. Ayrıca, Diarra’yı temsil etmiş ve son otuz yılın en önemli spor hukuku davalarının birçoğunda yer almış olan Dupont-Hissel firması da destek sunmaktadır. Bosman kararının mimarı olarak bilinen avukat Jean-Louis Dupont ise JfP’ye hukuki danışmanlık vermektedir[14].
Bu toplu dava, FIFA’nın yanı sıra Almanya, Fransa, Belçika, Hollanda ve Danimarka futbol federasyonlarını da hedef almaktadır. Ayrıca Birleşik Krallık Futbol Federasyonu da bilgilendirilmiş olup, ilerleyen süreçte davaya dahil edilmesi söz konusudur. Davacılara cevapları için (2025) Eylül ayına kadar süre tanınmıştır[15]. Taraflar arasında bir uzlaşma sağlanmaması durumunda, toplu davanın uyuşmazlığın çözülmesi için 2029 yılında mahkemeye taşınması beklenmektedir[16].
Toplu davanın olası sonuçları, futbolun geleceği açısından son derece önemli olabilir. FIFA her ne kadar Aralık 2024’te, RSTP’de değişiklikler yapan geçici bir düzenleyici çerçeve kabul etmiş olsa da (tazminat hesaplama yöntemi ve bazı ispat yüklerine ilişkin düzenlemeler dahil), FIFPRO bu değişiklikleri yetersiz ve Diarra kararında ortaya konan ilkelerle uyumsuz olarak değerlendirmektedir. Toplu davanın başarılı olması halinde, futbolun işgücü piyasasında köklü bir yapısal dönüşümün hızlanması beklenmektedir. Oyuncuların, AB hukuku bakımından “işçi” statüsünde değerlendirilmesi, ücret karşılığı transfer mekanizmalarının normatif temelini zayıflatacak ve bu durum sözleşme süreleri, ücret oluşumu ve pazarlık dinamikleri üzerinde öngörülebilir etkiler yaratacaktır. Bu dönüşümün kulüpler üzerindeki olası etkileri de dikkat çekici olacaktır: Pek çok kulüp (özellikle küçük ölçekli olanlar) gelirlerinin önemli bir bölümünü transfer gelirlerine ve futbolcu lisanslarının maddi olmayan varlıklar olarak bilançoya kaydedilmesine dayandırmaktadır. Bu tür gelirlerde ani bir daralma ile birlikte, kulüplerin tazminat yükümlülüklerine doğrudan maruz kalması, iflas ve yeniden yapılandırma risklerini ciddi ölçüde artırabilecektir.
Maddi yönünün ötesinde, bu toplu dava AB hukuku çerçevesinde spor kuruluşlarının düzenleyici özerkliğinin sınırlarını ve spor yönetiminde toplu dava mekanizmalarının artan rolünü gözler önüne sermektedir. Yargılama henüz erken bir aşamadadır; kamuya yansıyan bilgiler, davanın uzun soluklu bir takvime yayılabileceğine işaret ederken, FIFA’nın diyalog kurma ve düzenlemeyi güncelleme yönündeki beyanları dikkate alındığında, anılan düzenlemelerin uzlaşma yoluyla yeniden tasarlanması da olası görünmektedir.
Sonuç ne olursa olsun, JfP toplu davası, temel bir soruyu gündeme getirmektedir: Avrupa Birliği’ndeki diğer işçiler gibi futbolcular da serbest dolaşım hakkına ve sözleşme özgürlüğüne sahip olmalı mıdır, yoksa futbolun kendine özgü yapısı, bu özgürlüklerin kısıtlanmasını haklı gösterebilir mi? Bu soruya verilecek yanıt, yalnızca futbolcuların kariyerlerini değil, aynı zamanda kulüplerin mali yapısını, FIFA’nın otoritesini ve dünyanın en popüler sporunun kimliğini de şekillendirecektir.
[1] Avukat Gülce Korkmaz, Baş | Kaymaz Hukuk Bürosu’nun rekabet hukuku danışmanıdır. Bilkent Üniversitesi’nde yüksek lisansını tamamlamış olup, Joachim Herz Vakfı bursuyla Lüneburg Leuphana Üniversitesi (Almanya) Hukuk Fakültesi’nde rekabet hukuku alanında doktora çalışmalarına devam etmektedir.
[2] Profesyonel futbolcuları temsil etmek üzere kurulmuş olan Justice for Players kuruluşu hakkında detaylı bilgi için bkz. https://justiceforplayers.com/ https://justiceforplayers.com/fifa-i-want-my-freedom-back/
[3] Basın açıklaması için bkz. FIFA Class Action Press Release
[4] Bu toplu dava, Hollanda’da 1 Ocak 2020 tarihinde yürürlüğe giren Toplu Zararların Toplu Davayla Giderimi Hakkında Kanun (Wet afwikkeling massaschade in collectieve actie – “WAMCA”) kapsamında açılmıştır.
[5] Bkz. basın açıklaması FIFA Class Action Press Release
[6] Bkz. The lawsuit that could change football – DW – 08/06/2025
Fifa facing multibillion-pound compensation claim from players | Football | The Guardian
FIFA faces class action over player transfer regulations | Reuters
Legal case a ‘seismic confrontation’ between players and Fifa – BBC
[7] Bkz. basın açıklaması FIFA Class Action Press Release
[8] “It will amount to billions, but it is not only about money. It is about fair rules and a better functioning labour market in football.” The lawsuit that could change football – DW – 08/06/2025
[9] ABAD, Fédération internationale de football association (FIFA) v. BZ, Karar no. C 650/22, 4 Ekim 2024, ECLI:EU:c:2024:824. Karar hakkında bir inceleme için bkz. Hendrickx, F. (2025). Transfers in Professional Football and the Diarra Case. International Labor Rights Case Law, 11(2), 249-254. https://doi.org/10.1163/24056901-11020015
[10] FIFA’nın Futbolcuların Statüsü ve Transferleri Hakkında Düzenlemesi (RSTP), futbolcuların statülerine ve organize futbola katılım yeterliliklerine ilişkin genel kuralların yanı sıra, farklı ulusal federasyonlara bağlı kulüpler arasındaki transferlere ilişkin kuralları da ortaya koymaktadır. Başka bir ifadeyle, RSTP; futbolcuların statüsü, uygunluğu ve transferlerine dair genel ve bağlayıcı kuralları düzenlemektedir. Bkz. https://fifa.sportsagentinstitute.com/en/subject/regulations-on-the-status-and-transfer-of-players-rstp. Düzenlemenin tam metni için bkz. https://digitalhub.fifa.com/m/620d0240c40944ed/original/Regulations-on-the-Status-and-Transfer-of-Players-October-2022-edition.pdf
[11] İşçilerin serbest dolaşımı, Avrupa Birliği’nin kuruluşundan bu yana temel ilkelerinden biri olmuştur. Bu ilke, Avrupa Birliği’nin İşleyişine Dair Antlaşma’nın (ABİDA) 45. maddesinde düzenlenmiş olup, işçilerin temel bir hakkı olarak kabul edilmektedir. Ayrıca, malların, sermayenin ve hizmetlerin serbest dolaşımını tamamlayıcı nitelikte olup, Avrupa tek pazarı içindeki serbest dolaşım sisteminin ayrılmaz bir parçasını oluşturur. İşçilerin serbest dolaşımı hakkında daha fazla bilgi için bkz. https://www.europarl.europa.eu/factsheets/en/sheet/41/free-movement-of-workers
[12] ABİDA madde 101, AB rekabet hukukunun üç temel sacayağından birini oluşturmaktadır. Bu madde, piyasada bağımsız olarak faaliyet gösteren teşebbüsler arasındaki rekabeti kısıtlayıcı anlaşmaları ele alır. Bu tür düzenlemeler yatay olarak (tedarik zincirinin aynı seviyesinde faaliyet gösteren mevcut veya potansiyel rakipler arasında) veya dikey olarak (üretici ile dağıtıcı gibi farklı seviyelerde faaliyet gösteren aktörler arasında) ortaya çıkabilir. Buna ek olarak, madde teşebbüs birliklerinin kararlarını ve uyumlu eylemleri de kapsar. Bu tür koordineli davranışlar, AB rekabet hukukunun kapsamına, üye devletler arasındaki ticareti kayda değer ölçüde etkileme ve iç pazarda rekabeti önleme, kısıtlama veya bozma amacı ya da etkisi taşıdıkları ölçüde girmektedir. Lorenz M. Key concepts of Article 101 TFEU. In: An Introduction to EU Competition Law. Cambridge University Press; 2013:62-127.
“TFEU Madde 101(1), futbol kulüplerinin, ulusal federasyonların ve (UEFA veya FIFA fark etmeksizin) bunların birliklerinin faaliyetlerine uygulanabilir. Bu birlikler, teşebbüs birlikleri niteliğindedir.” (“Without a doubt, Article 101(1) TFEU is applicable to the activities of football clubs and of their associations, be they the national ones, UEFA, or FIFA. These associations are associations of undertakings.” Podszun R., Kirk A., FIFA’s football agent regulations and European competition law, Journal of Antitrust Enforcement, Volume 13, Issue 2, July 2025, Pages 458–483, https://doi.org/10.1093/jaenfo/jnae045)
[13] Örneğin, The Gıardian’ın “The Lassana Diarra case: what is it and will it change football like Bosman?” başlıklı makalesi, bkz. https://www.theguardian.com/football/2024/oct/03/lassana-diarra-case-explained-fifa-european-football Bosman kararı içi bkz. Case C-415/93 (Court of Justice) Union royale belge des sociétés de football association ASBL v Jean-Marc Bosman, Royal club liégeois SA v Jean-Marc Bosman and others and Union des associations européennes de football (UEFA) v JeanMarc Bosman [1995] ECR I-4921.
[14] Basın açıklaması için bkz. FIFA Class Action Press Release
[15] Bkz. https://www.theguardian.com/football/2025/aug/04/fifa-multibillion-pound-compensation-claim-former-players-transfer-regulations?utm_source=chatgpt.com
[16] Bkz. The lawsuit that could change football – DW – 08/06/2025
Baş | Kaymaz Hukuk Bürosu olarak uzman ve deneyimli avukatlarımızla hem ulusal hem de çok uluslu şirketlere rekabet hukuku alanlarında kapsamlı danışmanlık ve temsil hizmetleri sunuyoruz.
Daha detaylı bilgi almak için Avukat Baran Baş ile buradan iletişime geçebilirsiniz.




