Baran Baş
Şubat 2026’da, Rekabet Kurulundan İzin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ’de (“2010/4 sayılı Tebliğ”) değişiklikler yapılmıştı. 2010/4 Sayılı Rekabet Kurulundan İzin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (“2026/2 sayılı Tebliğ”), 11.02.2026 tarihli ve 33165 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe girmişti.
Bu değişikliği takiben, Rekabet Kurumu (“Kurum“), 4 Mayıs 2026 tarihinde birleşme-devralma mevzuatı kapsamındaki dört kılavuzu güncelleyerek yayımlamıştır[2]:
- “Birleşme ve Devralma Sayılan Haller ve Kontrol Kavramı Hakkında Kılavuz”
- “Birleşme ve Devralmalarda İlgili Teşebbüs, Ciro ve Yan Sınırlamalar Hakkında Kılavuz”
- “Yatay Birleşme ve Devralmaların Değerlendirilmesi Hakkında Kılavuz”
- “Yatay Olmayan Birleşme ve Devralmaların Değerlendirilmesi Hakkında Kılavuz”
Bu dört kılavuz, 11 Şubat 2026 tarihli ve 33165 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 2026/2 sayılı Tebliğ çerçevesinde yeniden şekillendirilen birleşme kontrol rejimiyle uyumlu hale getirilmiştir.
Kılavuzlar, birleşme-devralma incelemelerinde hem tarafların hem de Kurum’un başvurduğu temel referans metinler niteliğindedir; dolayısıyla bu metinlerde yapılan değişiklikler, 2010/4 sayılı Tebliğ hükümlerinin yorumlanması ve uygulaması açısından doğrudan pratik anlam taşımaktadır. Bu bilgi notunda, dört kılavuzda yapılan başlıca değişiklikler incelenmektedir.
2. Birleşme ve Devralma Sayılan Haller ve Kontrol Kavramı Hakkında Kılavuzu’nda Yapılan Değişiklik
Birleşme ve Devralma Sayılan Haller ve Kontrol Kavramı Hakkında Kılavuz’da yapılan değişiklik ile, 2010/4 Sayılı Tebliğ’in 8/5. fıkrasındaki, aynı kişiler ya da taraflar arasında veya aynı ilgili ürün pazarında üç yıl içinde gerçekleştirilen iki ya da daha fazla işlemin tek bir yoğunlaşma olarak değerlendirilmesi hükmünün ortak girişim kurulmasına ilişkin işlemler için de uygulanacağı netleştirilmiştir.
Eski metinde bu kural açıklanırken “aynı ilgili gruplara ait şirketler” ifadesi kullanılmaktaydı; yeni metinde bu ifade 2026/2 sayılı Tebliğ terminolojisiyle uyumlu olarak “aynı işlem taraflarına ait şirketler” biçiminde güncellenmiştir.
3. Birleşme ve Devralmalarda İlgili Teşebbüs, Ciro ve Yan Sınırlamalar Hakkında Kılavuz’da Yapılan Değişiklikler
Güncelleme kapsamında en geniş revizyona uğrayan kılavuz, Birleşme ve Devralmalarda İlgili Teşebbüs, Ciro ve Yan Sınırlamalar Hakkında Kılavuz olup bu kılavuzda esas olarak beş ayrı konuda değişiklik yapılmıştır.
Değişikliklerin ilki işlem tarafı tanımına ilişkindir. Eski kılavuzda “işlem tarafı” kısa ve genel bir biçimde tanımlanmakta idi. 2026/2 sayılı Tebliğ ile, 2010/4 sayılı Tebliğ’de işlem tarafı tanımı netleştirilmiştir. Buna göre,
İlgili teşebbüs,
- “birleşme işlemlerinde birleşen”,
- “devralma işlemlerinde devralan ile devre konu kişi ya da ekonomik birimler”;
İşlem tarafı,
- “birleşme işlemlerinde birleşen”
- “devralma işlemlerinde devralan ilgili teşebbüslerin içinde bulunduğu ekonomik bütünlükler”
- “devre konu ilgili teşebbüs için ise kendisi ve kontrol ettiği ekonomik birimler” olarak tanımlanmıştır.
Yapılan bu güncelleme ile “devre konu ilgili teşebbüs” bakımından ayrıca “kendisi ve kontrol ettiği ekonomik birimler” ifadesi getirilmiştir. Böylece, 2010/4 sayılı Tebliğ’deki tanımsal netleştirme kılavuza yansıtılmıştır. İlaveten ortak kontrolü devralan her bir tarafın içinde bulunduğu ekonomik bütünlüğün nasıl belirleneceğini gösteren ek açıklamalar ve örnekler eklenmiştir.
İkinci değişiklik, güncellenmiş bildirim eşiklerinin kılavuza yansıtılmasıdır. 2026/2 sayılı Tebliğ ile, bildirim eşikleri bir önceki değişikliğin üzerinden yaklaşık dört yıl geçmesinin ardından yeniden yükseltilmişti. Yeni düzenlemeyle;
- işlem taraflarının Türkiye cirolarının toplamının 3 milyar Türk lirasını ve taraflardan en az ikisinin Türkiye cirolarının ayrı ayrı 1 milyar Türk lirasını aşması
- devralma işlemlerinde devre konu varlık ya da faaliyetin, birleşme işlemlerinde ise işlem taraflarından en az birinin Türkiye cirosunun 1 milyar TL’yi ve diğer işlem taraflarından en az birinin dünya cirosunun 9 milyar TL’yi aşması halinde
işlem Kurul iznine tabi olacaktır.
Üçüncü değişiklik, dünya cirosunun hesaplanmasında Türkiye satışlarının da ciro hesabına dahil edileceğinin açıkça düzenlenmesidir. Eski kılavuzda Türkiye cirosunun hesaplanmasında yurt dışı satışların dikkate alınmayacağı belirtilmekte; ancak dünya cirosu hesabındaki Türkiye satışları konusunda herhangi bir düzenleme yer almamaktaydı.
Dördüncü değişiklik, teknoloji teşebbüslerine yönelik işlemlerde Türkiye cirosu hesaplamasında dikkate alınacak hususların belirlenmesidir. 2026/2 sayılı Tebliğ ile, teknoloji teşebbüsü istisnası coğrafi kapsam bakımından daraltılmış, istisnanın yalnızca Türkiye’de yerleşik teknoloji teşebbüslerine uygulanacağı öngörülmüştü. İlaveten, teknoloji teşebbüslerinin yoğunlaşma işlemlerinde 2026/2 sayılı Tebliğ öncesinde, Türkiye pazarında faaliyeti bulunan teknoloji teşebbüslerinin taraf olduğu işlemlerde ciro eşiği uygulanmaz iken, yapılan değişiklikler ile ciro eşiği 250 milyon Türk lirası olarak belirlenmişti. Böylece, teknoloji teşebbüsü istisnası coğrafi olarak daraltılmış ve ciro eşiği getirilmişti.
Birleşme ve Devralmalarda İlgili Teşebbüs, Ciro ve Yan Sınırlamalar Hakkında Kılavuz’da yapılan güncelleme ile, teknoloji teşebbüslerinin Türkiye cirosunun hesaplanmasında yalnızca ilgili faaliyet alanlarının esas alınacağı netleştirilmiştir: Teknoloji teşebbüslerinin devralınmasına ilişkin işlemler bakımından, iki yüz elli milyon TL eşiğinin karşılanıp karşılanmadığına dair yapılacak değerlendirmede, bu nitelikteki teşebbüslerin dijital platformlar ile yazılım ve oyun yazılımı, finansal teknolojiler, biyoteknoloji, farmakoloji, tarım kimyasalları ve sağlık teknolojileri alanlarındaki faaliyetlerinden elde edilen ciro alınacaktır. Başka bir deyişle, bir teknoloji teşebbüsünün birden fazla alanda faaliyeti varsa ciro hesabı tüm faaliyetleri değil yalnızca anılan ilgili faaliyetleri kapsayacaktır.
Beşinci ve son değişiklik ise Tebliğ’in 8. maddesinin 5. fıkrasında öngörülen (aynı kişiler ya da taraflar arasında veya aynı ilgili ürün pazarında üç yıl içinde gerçekleştirilen iki ya da daha fazla işlemin tek bir yoğunlaşma olarak değerlendirilmesi hükmündeki) üç yıllık sürenin ne zaman işlemeye başlayacağı sorusuna yanıt vermektedir. Eski kılavuzda bu sorunun yanıtı açıkça yer almamaktaydı. Yeni kılavuz sürenin başlangıç noktasını, bildirimin Kurul kayıtlarına ilk girdiği tarih olarak belirlemiştir.
4. Yatay ve Yatay Olmayan Kılavuzlarda Değişiklikler: Ortak Girişimlerde İş Birliği Etkileri
2026 güncellemesiyle Yatay Birleşme ve Devralmaların Değerlendirilmesi Hakkında Kılavuz ile Yatay Olmayan Birleşme ve Devralmaların Değerlendirilmesi Hakkında Kılavuz’a birbirini yansıtan paralel eklemeler yapılmıştır. Yatay Kılavuz’a “Ana Teşebbüsler Arasında Ortak Girişim Dolayısıyla Ortaya Çıkabilecek İş Birlikçi Etkilerin Değerlendirilmesi” başlıklı bağımsız bir bölüm (Bölüm 8) eklenmiş; Yatay Olmayan Kılavuz’a ise “Ana Teşebbüsler Arasında Ortak Girişim Dolayısıyla Ortaya Çıkan İş Birliği Etkilerinin Değerlendirilmesi” başlığını taşıyan bir bölüm (Bölüm 5) ilave edilmiştir. Her iki düzenleme de 2026/2 sayılı Tebliğ’de ortak girişim değerlendirmesi için öngörülen kriterlerin kılavuz düzeyine taşınmasının doğrudan sonucudur.
Yeni düzenlemelere göre Kurul, tam işlevsel bir ortak girişim kurulmasına ilişkin işlemleri değerlendirirken yoğunlaşma analizine ek olarak 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamında ana teşebbüsler arasında koordinasyon riskinin doğup doğmadığını ayrıca inceleyecektir. Esasen bu düzenleme, Rekabet Kurulunun uygulamasında uzun yıllardır süregelen bir eğilimin mevzuata yansımasından ibarettir. Buna göre Kurul değerlendirmesini fiyat, üretim miktarı, ürün kalitesi, ürün çeşitliliği ve inovasyon gibi rekabet parametreleri üzerinden ana teşebbüsler arasında koordinasyon olasılığını esas almaktadır. Kılavuzlar bu riskin özellikle yüksek olduğu durumları somut senaryolar üzerinden belirlemiştir: iki ya da daha fazla ana teşebbüsün ortak girişimin faaliyette bulunduğu pazarda kayda değer bir faaliyetinin bulunması halinde koordinasyon ihtimalinin yüksek olduğu kabul edilmekte; buna karşılık ana teşebbüslerin söz konusu pazarda faaliyet göstermemeleri ya da tüm faaliyetlerini ortak girişime devretmiş olmaları halinde koordinasyon riskinin bulunmadığı değerlendirilebilmektedir. Ayrıca ana teşebbüslerin ortak girişimin alt ya da üst pazarında faaliyet göstermeleri ve ortak girişimin bu teşebbüsler için ana tedarikçi veya ana müşteri konumunda bulunması, koordinasyon riskini tetikleyen ek bir unsur olarak sayılmaktadır. Bunlara ek olarak, yakın ilişkili komşu pazarda iki ya da daha fazla ana teşebbüsün esaslı bir faaliyeti bulunuyor ve bu komşu pazar ana teşebbüsler için ekonomik açıdan kayda değer bir önem arz ediyorsa bu durum da koordinasyon riskinin değerlendirilmesinde göz önünde tutulmaktadır.
Eski kılavuz metinlerinde bu tür koordinasyon risklerinin sistematik biçimde ele alındığı özel başlıklar bulunmamakta idi. Yeni düzenleme bu eksikliği gidermekte; özellikle birbirine komşu pazarlarda faal ana teşebbüslerin kurduğu ortak girişimlerin incelenmesinde analiz çerçevesinin öngörülebilirliğini artırmaktadır.
Sonuç
4 Mayıs 2026 tarihli kılavuz güncellemesi, 2026/2 sayılı Tebliğ değişiklikleriyle yeniden şekillendirilen birleşme kontrol rejimini uygulama düzeyinde tamamlamaktadır. Dört kılavuzda yapılan değişiklikler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, güncellemelerin iki temel işlev gördüğü anlaşılmaktadır: Tebliğ’de yapılan tanımsal ve sayısal değişikliklerin kılavuz metinlerine yansıtılması ile uygulamada tartışmaya açık olan hususların açıklığa kavuşturulması.
Bu ikinci işlev bakımından öne çıkan değişiklikler; dünya cirosunda Türkiye satışlarının konumu, üç yıllık sürenin başlangıç noktası ve ortak girişim işlemlerinde koordinasyon riskinin değerlendirilmesine ilişkin parametrelerdir. Söz konusu netleştirmelerin, bildirim yükümlülüğünün kapsamının belirlenmesinde ve ortak girişim yapılarının planlanmasında teşebbüslere somut bir rehberlik sağlaması beklenmektedir.
[1] Avukat Gülce Korkmaz, Baş | Kaymaz Hukuk Bürosu’nun rekabet hukuku danışmanıdır. Bilkent Üniversitesi’nde yüksek lisansını tamamlamış olup, Joachim Herz Vakfı bursuyla Lüneburg Leuphana Üniversitesi (Almanya) Hukuk Fakültesi’nde rekabet hukuku alanında doktora çalışmalarına devam etmektedir.
[2] Kurum’un 04.05.2026 tarihli duyurusu için bkz. https://www.rekabet.gov.tr/tr/Guncel/guncellenen-birlesme-ve-devralma-kilavuz-e3c14a1f9847f11193f80050568585c9
Baş | Kaymaz Hukuk Bürosu olarak uzman ve deneyimli avukatlarımızla hem ulusal hem de çok uluslu şirketlere rekabet hukuku alanlarında kapsamlı danışmanlık ve temsil hizmetleri sunuyoruz.
Daha detaylı bilgi almak için Avukat Baran Baş ile buradan iletişime geçebilirsiniz.




